Ha bi'de bunlar neden her filmde birbirlerinin sırtlarına biniyorlar?
Pazar, Ocak 22
Satranç Oyununda Yenilince;
Düşünüyorum da, bilgisayara karşı oynuyorum. Yani o benim bilgisayarım. Yaşasın bilgisayarım benden zeki! Hem mal sahibine benzermiş!!!
Çarşamba, Ocak 18
Masum bir "Ya canım çok üzgünüm ama annem izin vermedi :(" yalanı daha.
İnsanlardan kendimi çekmemin elbette bir nedeni var. Tamam, belki birden de fazla olabilir. Ortama ayak uydurmaya çalışmaktan bıktım usandım. Ya içimdeki bir şeyleri susturmak zorunda kalıyor ya da rol yapmaya başladığımı hissediyorum. İnsanın kendi gibi olamaması kötü. Kara Melek'i okurken Drea'nın nasıl içindeki gerçek Drea'yı bastırdığına çok şaşırmıştım. Bir şeyleri bilip de susmak, gerçek yanlışlarından yargılanmamak ve salak durumuna düşmek için bu kadar çırpınmak biraz garip gelmişti. Yani nasıl desem, akranlarımla yaşıtmışız gibi hissetmiyorum. Bakış açısı önemli bir unsur galiba: Ya onlar benden birkaç yaş küçük ve hayata bakış açıları, düşünce tarzları, zekaları çok düşük ya da onlar benden birkaç yaş büyük ve benim anlayamadığım aptalca hareketleri kullanmanın büyüklere has olduğunu gösterme peşindeler. Öyle ya, bakış açısı! ;
Güven yok ortada. Bugün en iyi arkadaşı hakkında benim yanımda vız vız vızıldayan geveze bir sinek yarın yine aynı iğrençlikle niye benim hakkımda başka bir yerde konuşmasın ki? Tohumuma para mı ödedi. Bu yüzden daha şimdiden çoğu şey çıkar ilişkilerine bağlı. Ha bi'de tipin iyiyse ve iki tane popiyle çıktıysan senden iyisi yok! Kaşarlığın övünç kaynağı olduğu bir yerde yaşamak zor zanaat azizim;
"Yarın, okulu asıp kafeye gidelim mi canım?" teklifini geri çevirdim. Arada bir ıssızlaşıp forever alone takılmak istiyor insanın canı. Vızıldayan bir sineği değil de kafasını dinlemek istiyor. Suç mu? Bence değil. Ve çok eğlenceli. Değişiklik hani.
Ha bu arada eklemeden bitirmeyeceğim yazıyı, annemi çok seviyorum ben yaa <3
İnsanlarla buluşmak istemediğimde "annem izin vermedi :(" masumlu yalanını kullanmama izin veriyor
Pazartesi, Ocak 16
Bazen Tükürdüğünü Dinlersin
Tamam. Bazen çok kesin bir yargıya varabiliyorum; yargılamadan, dinlemeden, düşünmeden. Üç maymuncuğun kuzenini kızdırabilecek şeyler yapabiliyorum. Kabul! Buraya kadar vurdumduymaz ve inatçı bir kız olarak çok iyi iş çıkarıyorum, o kesin. Ama ben neden bir hatayı tekrarlamakta bu kadar inatçıyım, onu ben bile bilmiyorum. Her seferinde aynı şeyi yapıyorum: Tükürdüğümü yalamak üzere olduğumu fark edince durmak için frene asılıyorum ama nafile. Mesela
Model'in Pembe Mezarlık diye bir şarkısı var ya, işte onu ilk çıktığı zaman çok eleştirmiştim. Yok Çilek kokulu tabutmuş aşıklarmış falan filan diye. Her şey iyi güzel de niye "Pembe" Mezarlık, niyee?! diye dalga geçmiştim. Şimdi... Şimdi affeeet bu gece ölmek istemedim diye böğürüyorum evde. Evde böğürüyorum çünkü dışarıda sürekli dalga geçtiğim için insanların kafasında bir karışıklık yaratmak istemiyorum. Şu ana kadar yakalanmadım ama bir gün yakalanırsam eğer... Anlatırım.
Bi'de bir aralar One Direction'ı beğenmediğimi vurgulamışım milyonlarca kez. Bu vurgulamalardan bir tanesi de bloga denk gelmiş. Açıkçası şimdi kliplerini görünce muckkks modu oluyor dudaklarım. Hala şarkılarını beğenmiyorum ve salyalarım ağzımın dışına akmıyor ama yakındır sanırım. Neyse, benim dün bugün yarınımı kısaca anlatmak istemiştim. Teşekkürler.
![]() |
| sanki yumuşak gibi. neysee. tatlı ama. |
Etiketler:
one mezarlık,
pembe direction
Pazar, Ocak 15
ilovegrandma
Babaannem benden büyük. Ben küçüğüm. Hani küçükler şımarık olurlar ya, her şey onların olur.
Babaannemin leptobuuuu var, benimse masaüstü mütevazi bir bilgisayarım
Babaannemin internetiii var, ben ise ondan yararlanıyorum
Onu modeminin kotası kadar seviyorum. Ya da her ne haltsa.
İşte ailede çıkar ilişkisi diye de buna denir.
Babaannemin leptobuuuu var, benimse masaüstü mütevazi bir bilgisayarım
Babaannemin internetiii var, ben ise ondan yararlanıyorum
Onu modeminin kotası kadar seviyorum. Ya da her ne haltsa.
İşte ailede çıkar ilişkisi diye de buna denir.
![]() |
| hiçbir zaman böyle olamayacağız. olsun, benim de internetim var <3 yani onun... |
Etiketler:
ilovemodem
Aldatıldım! Hem de bir sevgilim bile yokken!
Açıkçası şimdi anlıyorum neden başlıkların ve resimlerin, yazı yazıldıktan sonra konulduğunu. İnsan beylee... Takılıyor. Ne yazacağını kestiremiyor. Hani böyle filmlerde filan görüyoruz ya, kız eline kağıdı kalemi alıyor. Ohh, sonra döktürüyor! Kalemin mürekkebinin bitmesi bile onu tutmuyor, içinden gelenleri kağıda resmen kazıyor. Terbiyesiz! Resmen özeniyorum ona. Benim gibi kağıtla iki dakika boyunca kesişmiyor. Tabi ciddi anlamda. İlk önce gözlerimle kesiyorum kağıdı, sonra sinirlenip makasla... Tahmin edebileceğin gibi bilgisayarda yazmaya çalışmak benim için işkence. Sanal alemde sinirlenip bir şeye zarar veremeyince, sanal aleme açılan kapıları kırmak istiyorum. Ki, bir keresinde mouse'u kedi kaptı diye babama şaka yapmıştım, nereden bilebilirdi ki makasla mouse'un kablosunun benim kestiğimi. ama. Ama hiçbir zaman kedimiz olmadığı için bu şaka pek sevilmedi. Neyse canım. Zaten içini ferahlatmak için söyleyeyim yeni mouse'umuz olduktan sonra o sinirle kesmiştim kabloyu, sinir hastası gibi bir model oluşturmak istemiyorum zihinlerde. Neyse canım. İki saat upload kodunu aradım durdum, bu yazıyı taslaklarda bırakırsam Ashley Benson'ı asla affetmem!
Kendimi aldatılmış gibi hissediyorum. Bir sevgilim yok belki ama kendi kendime gelin güvey olma konusunda çok iyiyimdir. Cidden. Mesela, dershanede bir çocuk var. Ki, hiç konuşmadık. Aynı sınıftayız. İki yıldan beri. Hiç! Yanında sürekli takıldığı asosyal arkadaşıyla bile bir "Selam. Ben de iyiyim senden?" gibi bir konuşmam var. Gerçi sadece ben konuşuyorum ama olsun. Ki, artık asosyal arkadaşı bile bir iki kere yadırgadıktan sonra bana cevap vermeye başladı. Aslıyla genel komikliğimiz: Dershanede onun arkadaşıyla konuşabilen tek kişi benim! Ama aksi derecede onunla sadece konuşmayan yine benim! Burada belirtmeliyim ki, o çocuğun bi'ara benden hoşlandığına dair bir şeyler gelmişti kulağıma. ama o kadar. Sadece gözlerinin içine bakmaya iznin olduğu kişiyle ilgili hayaller kurup kendini tuhaf şeylerin peşinde koşmaya zorladığın zaman cidden ona değişik gözle bakmaya başlıyorsun. Ve ben de kendimi kaptırıp, değişik gözle bakmışım işte!
Bu ikisinin genelde oturduğu bir yer var dershanede: Duvar kenarı en arka! Geçen gün Burçin gitmiş erkenden, kapmış orayı. Beraber oturduk. İlk teneffüs Aslıyı aramak için sınıftan çıktım. Burçin geldi yanıma, bu ikisi yerine oturmak istiyor dedi. Ben de banane önce biz geldik diye çocukça bir cevap verdim. O dakikada kararımı vermiştim; Savaşacaktık! Eee burada biraz abartılı duygular yaşıyordum ama o çocukla herhangi belirli bir konuda olmasa bile karşılıklı konuşmayı cidden istiyordum. Öyle. Sonra gittim sıraya oturdum, gelmelerini beklemeye başladım. Geldi, benim yüzüme bile bakmadan eşyalarımı alıyım ben o zaman dedi, aldı gitti. Nasıl ya?! oldum. Savaşmadan teslim olmuştu, ha? Siktir oradan. Yaaa.
Bi'de ben geçen sene bana ilgi duyduğunu zannediyordum. Hala zannediyorum ya. Neyse. Geçen senede çıktığı birileri vardı, bu sene de var. Hep de aynı zamana geliyor ya.
Ha bi'de onu feysbuka ilk eklediğim zaman Uğultulu Tepeler'in arkasında bir yazı vardı. Benim genel kuralım bir şeyin orjinalini noktasına virgülüne kadar aynı yazmaktır. Gittim o yazıyı yazdım feyse. Benim okuduğum kitaptaki Uğultulu Tepeler'in arkasında, onun baş harfiyle benim baş harfim büyüktü. Vallahi billahi ben öyle kitabın üzerine büyük yazmadım. Umarım üstüne alınır diye düşünürken mazeretim buydu.
Sonuç ne biliyor musun? HİÇ KONUŞMADIK! Ne realde ne face'de. Ama facebook'da onu çaktırmadan takip etmeye çalıştığım doğrudur. Ve 2011 yazında bir "... ile arkadaş oldu." yazısının altında 200 yorum görünce ben yine o yorumları okumadan yapamadım. Ne gelirse meraktan. Eğer yaşadığımız şehirde benimle aynı isme sahip başka biri yoksa, ve de yaptığı beceriksiz sansürün reali benim adım ise, cidden beni arkadaşına ayarlamış olabilir. Öyle. Ammavelakin. Her şeyi üstüme alınıyorum bence ben. Ortada fol yok yumurta yok. Sonuç yok.
Maalesef bir hata yaptım ve hayal kurdum. Bu hayaller sayesinde ona güveniyorum. Yani bir hayale de inanabiliyorum diyebiliriz. Şeytan diyor ki git onunla konuş. Tabii ki öyle değil. Selam'la başla devam et, sanki hiç yapmadığın şey. Melek ise diyor ki, daha önce konuşmaya çalıştın. Zorlamaya gerek yok. Annemse diyor ki, kaç yaşına geldin hala ayakları yere basan kitaplar okumuyor musun sen?! Ha, neyse. Şimdi ben iyi çocuk olarak Şeytan'a uymalı mıyım?
Etiketler:
Ashley Bensona küsmemek
Cumartesi, Aralık 24
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








